çekmek kelimesinin Eş anlamı nedir?

çekmek sözcüğünün Eş anlamlısı = benzemek ➤

  1. [-i] Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek
    • "Hepsi iskemleleri çekerek masanın etrafında bir halka yapmaya hazırlanıyorlardı." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Ben şimdi boya mı düşünüyorum? Çek arabanı şuradan diyecektim, diyemedim." (Orhan Veli Kanık)
    • "Bu laf anlamaz ustadan çekeceğin var."
    • "Beni tiyatrodan çekip alırken alıştığım yaşayışın giderlerini karşılayıp karşılayamayacağını sonradan anladım." (Necati Cumalı)
  2. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak
    • Germek
      • "İpi çekmek."
    • İçine almak, emmek
      • Bir yerden başka bir yere taşımak
        • "Ekini tarladan çekmek."
      • Bir amaçla ortadan kaldırmak
        • "Piyasadaki parayı çekmek."
      • Solukla içine almak
        • "Beş defa yutkunup üç defa burnunu çektikten sonra anlattı." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
      • Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak
        • "Elindeki tabancayı tetiğine basmak için yeni çekivermiş gibiydi." (Tarık Buğra)
      • Atmak, vurmak
        • "Dayak çekmek. Şut çekmek."
      • Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak
        • Güç durumlara dayanmak, katlanmak
          • "Yalnız bende meçhul bir hastalık vardı. Sekiz yaşından beri çekiyordum." (Peyami Safa)
        • [-i] Yüklenmek, üzerine almak, etkisi altında bulunmak
          • "Onun bütün masraflarını ben çekiyorum."
          • "Senin yüzünden bir hâl olursa azabını ömrün boyunca çekersin, ağabey..." (Haldun Taner)
        • Tartıda ağırlığı olmak
          • "Tartsaydınız kırk, kırk beş kilodan fazla çekmezdi." (Peyami Safa)
        • Döşemek
          • "Kablo çekmek."
        • Herhangi bir engel kurmak
          • "Derenin kış yaz kurumayan suları böğürtlen fidanlarını yükseltmiş, iki tarafa yemiş dolu bir koyu çit çekmiş." (Refik Halit Karay)
        • Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak
          • "Birisi niyet çeksin de biz de bir lokma bir şey yiyelim, diye bekleşiyorlar." (Sait Faik Abasıyanık)
        • İmbik yardımı ile elde etmek
          • "İspirto çekmek. Gül yağı çekmek."
        • Çizgi durumunda uzatmak
          • "Kirpiğine sürme çek / Kına yak parmağına." (Faruk Nafiz Çamlıbel)
        • Aynısını yazmak veya çizmek
          • "Yazıyı temize çekmek. Kopya çekmek."
        • Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak
          • "Bardak çekmek."
        • Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak
          • Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek
            • "Fotoğraf çekmek. Film çekmek."
          • Taşıma gücü olmak
            • "Bu araba 500 kilodan çok yük çekmez."
          • Öğütmek
            • "Kahve çekmek."
          • Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak
            • Dikkat, ilgi vb.ni üzerine toplamak
              • "Bu kadın iyi terzi elinden çıkmış koyu renk elbiseleri içinde biçimli vücuduyla az sonra dikkati çeker." (Refik Halit Karay)
            • Hoşa gitmek, sarmak
              • Kaçan ilmeği örmek
                • "Çorap çekmek."
              • Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak
                • "Beni lokantasına götürdü, âlâ bir öğle yemeği çekti." (Halide Edip Adıvar)
              • Bir duyguyu içinde yaşatmak
                • "Ona yanıyorum, onun hasretini çekiyorum." (Refik Halit Karay)
              • Yürütmek, sürmek
                • "Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın." (Yahya Kemal Beyatlı)
              • [-e] Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek
                • "Yeğeninin ona çeken tek yanı yoktur." (Tarık Buğra)
              • Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak
                • "Sorguya çekmek."
              • [-i] Herhangi bir anlama almak
                • "Bak, sözümü nereye çekti!"
              • [-i] Örtmek, giymek
                • "Yorganınızı başınıza çeker ve uykunuza devam edersiniz." (Refik Halit Karay)
              • [-i] Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek
                • Yol, ay sürmek
                  • "Sevmediğim ayların çoğu otuz bir çeker, uzundur." (Burhan Felek)
                • [nsz] Daralıp kısalmak
                  • "Kumaşı yıkayınca çekti."
                • Söylemek
                  • "Bir nutuk çekmeye başlarken birdenbire yutkunmuş susmuştu." (Yahya Kemal Beyatlı)
                • Asmak
                  • "Açıkta durduk. Demir attık. Kayığa tehlike bayrakları çektik." (Halikarnas Balıkçısı)
                • Boya, badana vb. sürmek
                  • Yollamak
                    • "Çektikleri telgrafı babasıyla annesi, bakalım, alabilecekler mi?" (Atilla İlhan)
                  • Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak
                    • "Tulumba, suyu iyi çekiyor. Baca iyi çekiyor."
                  • Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek
                    • Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı
                      • İçki içmek
                        • "Çok kimse rakısını bağında çekiyordu." (Falih Rıfkı Atay)





                      Şunlara da göz atmak isteyebilirsiniz:



                      Paylaş


                      Copyright 2019 © Kelime-Bul. Tüm hakları saklıdır - Kelime-Bul.com

                      Kullanım Şartları / Gizlilik Politikası